
Son yıllarda toplumumuzda sessizce büyüyen bir şey var.
Adını koyalım: linç kültürü.
Bir söz.
Bir görüntü.
Bir hata.
Sonra kalabalık geliyor.
Yargı yok.
Savunma yok.
Bağlam yok.
Sadece öfke.
Çünkü kolay.
Düşünmek zor.
Anlamak zaman alır.
Hoşgörü emek ister.
Ama linç…
Bir tuşa bakar.
Sosyal medya bize güç verdi.
Ama sorumluluk vermedi.
Eskiden bir hata, bir çevrede yankılanırdı.
Bugün tüm hayatta iz bırakıyor.
İnsanlar artık hata yapmaktan değil,
yanlış anlaşılmaktan korkuyor.
Bu sağlıklı bir toplum refleksi değildir.
Evet.
Kötülük karşılıksız kalmamalı.
Ama soru şu:
Kim karar veriyor?
Kalabalık mı?
Duygu mu?
O anki öfke mi?
Adalet soğukkanlıdır.
Linç ateşlidir.
Adalet delil ister.
Linç kanaatle yetinir.
Adalet düzeltmeyi hedefler.
Linç yok etmeyi.
İkisi aynı şey değildir.
Hayır.
Hoşgörü güçtür.
Hoşgörü, “her şeyi kabul etmek” değildir.
Hoşgörü, insanı hatasından ayırabilme becerisidir.
Bir davranışı eleştirebilirsin.
Bir fikre karşı çıkabilirsin.
Bir yanlışı reddedebilirsin.
Ama insanı tamamen silmek…
Bu, iyilik değildir.
Bu, kolaycılıktır.
Herkese.
Bugün başkasını linç eden kalabalık,
yarın yeni bir hedef arar.
Ve sıra mutlaka bir gün sana gelir.
Linç kültürü güveni öldürür.
İnsanlar susar.
İnsanlar içine kapanır.
İnsanlar sahte olur.
Kimse dürüst olmaz.
Çünkü bedeli ağırdır.
Hoşgörünün olmadığı yerde,
toplum gelişmez.
Sadece sertleşir.
Evet.
Herkes için.
Çünkü herkes yanılabilir.
Herkes eksik bilgiyle konuşabilir.
Herkes kötü bir gün geçirebilir.
Hoşgörü, “haklıyı haksızdan ayırmaz” diyenler yanılır.
Hoşgörü, orantıyı korur.
Bir hataya, bir ömürlük ceza kesmez.
Bir yanlış söze,
bir insanın tüm geçmişini gömmeyi reddeder.
Bu, medeniyettir.
Çünkü iyilik bağırmaz.
Çünkü iyilik reyting almaz.
Çünkü iyilik viral olmaz.
Ama toplumları ayakta tutan şey,
sessiz çoğunluğun sağduyusudur.
Eğer bu çoğunluk susmaya devam ederse,
en gürültülü azınlık norm olur.
Ve o norm,
herkesi zehirler.
Linç, adalet değildir.
Hoşgörü, suç ortaklığı değildir.
Eleştiri şarttır.
Ama insanlığı kaybetmeden.
Yanlışa karşı durmak mümkündür.
Ama insanı ezmeden.
Bir toplumun gerçek gücü,
öfkesinde değil,
kendini tutabilme becerisindedir.
Bugün bir adım geri atmak,
yarın daha adil bir toplumun önünü açar.
Hoşgörü, başkasını kurtarmak için değil;
kendimizi kaybetmemek için gereklidir.
Bu site çerezler kullanmaktadır.